karıncalardan özür dilerim
: 10.0 /10 ( 1 Üye)

Genco @Genco

bir manifesto niteliğindeki "durum analizi" sayılabilecek bu eser; evrensel bir medeniyetin ve kadîm bir kültürün hal-i pür melalini, tarihsel arka planında yatan bilimsel ve felsefî işaret taşlarını netleştirerek, açıklıyor.

bilimperestliği ve sahte bilimi masa üzerine yatırırken, orijinal kritiğini, çok farklı disiplinlerden taşıyarak değil, 20. yüzyılda ortaya atılan yeni bilimsel teorilerin ve felsefî yaklaşımların sonuçlarından yararlanarak oluşturuluyor. bilimperestliğin, aslında "kolektif şuur dışında" yatan avrupaperestliğin acınacak bir görüntüsü olduğunu belirten yazar, avrupa ve özellikle fransa'nın etkisinde kalan türk çağdaşlaşma ve batılılaşma (belki de batılılaştırma) önderleri jön türklerin sahip oldukları zihin yapısını ve entelektüel yönelimlerini gözler önüne seriyor.

ülkemizde, hayatın her alanında kök salan sahte bilimin ve jakoben tutumun önemli irdelenmesi, cesurca sorgulanması gerekmektedir. bu eser, bu yönde hazır reçeteler yerine, açıldığında ve ortaya koyulduğunda kimine göre "pandora'nın kutusu" sayılabilecek fikirler silsilesi içermektedir.
(arka kapak)

her paragrafı, her cümlesi düşündürücü. önsöze bakalım isterseniz: “her şeyin sahtesi olduğu gibi bilimin de sahtesi var. teorilerin sürekli doğrulanıyor olmasının pek anlamı yok; yanlışlamaya da açık olmalıdır. marksizm, darwinizm, adlercilik, freudculuk yanlışlamaya açık olmadıkları için artık ‘bilim’ sayılmıyor.” medeniyetteki çeşitliliğe dikkat çektikten sonra devam ediyor: “tek tip insan yetiştirmenin mümkün olmayacağını, her insanın kromozomlarında taşıdığı genetik işlevlerin farklı yapıda olduğunu, farklı sonuçlar vereceğini düşünmemişiz.” bugün insana önem vermediğimize dikkat çeken mütefekkirimiz, hz. süleyman ve hz. ali gibi din büyüklerinin, yaşadıkları dönem içinde karıncaya bile değer verdiğini hatırlatıyor.

gazeteci-yazar ömer öztürkmen, kitabına neden "karıncalardan özür dilerim" adını verdiğini aşağıdaki makalesinde çok güzel bir şekilde dile getiriyor.

"bir okuyucum soruyor: kitabınıza neden "karıncalardan özür dilerim" adını verdiniz?
anlatayım:
bilim ve teknoloji istediği kadar ilerlesin; hatta o derece ilerlesin ki, insanoğlu, üzerinde yaşadığı bu dünyayı uzayda gezdirebilecek duruma gelebilsin..
üzerinde yaşadığımız bu dünyayı zaman zaman uzaydaki daha büyük, daha cazip turistik yıldızların limanlarına demirleyebilecek, o yıldızdan bu yıldıza konaklayabilecek duruma da gelebiliriz..
***
sevgili okuyucularım bilim ve teknoloji uzak gelecekte bu güce sahip olsa bile insanoğlu bir karıncayı dahi yaratamaz..
bunun içindir ki yunus emre:
"benim bir karıncaya ulu nazarım vardır" diyor.. onun içindir ki tekebbür insanoğluna yakışmaz.. mütekebbir olan tek varlık cenab-ı haktır..
kaldı ki dünyayı sırtınızda bile taşısanız, yıldızlar arası turistik seferler bile yapsanız, yine o'nun iradesiyle yaparsınız..
hâlk etmek, yaratmak yalnız o'na mahsus, o'nun "hâlik" sıfatına aittir..
buna rağmen tevazu, alçakgönüllülük gibi ulvi hasletler dururken insanların gurura kapılmaları gülünçtür..
bilmem anlatabildim mi?"

25 Eylül 2007 01:51

koleman @koleman

felsefeye bir de bu açıdan bakın, çok karmaşık olmadığını göreceksiniz...
felsefenin bu denli karmaşık görünmesine rağmen aslında o kadar da anlaşılmaz olmadığını da kavrayacaksınız.

21 Nisan 2014 14:29

ömer öztürkmen

Kitap Adı
gözyaşı medeniyeti
Yayınlanma Tarihi
-
Kullanıcı
Görüntüle